ŞEMSİYE

şemsiye, yağmur ve güneşten korunmak amacıyla kullanılan bir aksesuardır.
İlk kullanım dönemlerinde "parasol" denilen (para=durdurmak, sol=güneş anlamında) şemsiye, Türkçe'ye Arapça'daki şemsiyye sözcüğünden gelmiştir. TDK'na göre; "1- bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya, güncek, 2- Aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan çiçek topluluğu." olarak tanımlanmakta olup, plaj ve bahçelerde güneşlik olarak kullanılabileceği açıklaması da yapılmaktadır. İngilizce'de Latince Umbra=gölge kökenli sözcükten türeyen şemsiye 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir.

şemsiyenin Tarihçesi

İlk şemsiye kullanımına Mezopotamya'da rastlanır. Güneşten korunmak amacıyla kullanılan ilk şemsiyelerden sonra m.ö. 1200 yıllarında eski Mısır'da koruyucu bir niteliği olduğuna inanılan şemsiye, Roma kültürüne Mısır'dan geçti. Yapımında yaprak ve papirüslerin kullanıldığı şemsiyenin kullanımı Eski Yunan kültüründe de görülür. Yağmura karşı ilk kullanımın Çin’de olduğu bilinmektedir. Kağıttan yapılan şemsiyeler reçinelenerek su geçirmez yapılmış ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanıldı. 16. yüzyıl sonlarında batı dünyasında yaygınlaşan şemsiye; Fas'lı gezgin ve yazar Janas Hanway (1712-1786) tarafından Londra'da kullanılarak aksesuarın tanınmasını sağladı. Bu süreçte İngiliz burjuvazisi tarafından "Hanway" olarak adlandırıldı.
İlk zamanlarda bir çeşit yağla kaplanarak su geçirmezliği sağlanan şemsiyeler, çok dayanıklı olmamakla birlikte giderek kullanımının artmasıyla daha dayanıklı modeller üretilmeye başlandı. Seri üretimine 1830 yılında Londra'da "James Smith and Sons" şirketinde başlanan şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap tercih edildi. 1852'de Samuel Fox adlı bir üreticinin çelik tel kullanmasıyla değişik modellerin üretimine başlandı.
Türkiye'de şemsiye 
Türkiye'de ilk örnekler ülke dışından getirilen şemsiyelerin kullanımıyla oldu. 1882 yılında İstanbul'da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz'in üretime başlamasıyla ilk yerli yapım şemsiyeler de kullanıma girdi. Bugün dünyada, çeşitli modelleri, boy ve renkte olanları bulunan şemsiyeler, değişik yaymekanizmaları aracılığıyla açılıp kapanan, manuel, yarı otomatik ve tam otomatik modeller içermektedir.

şemsiye Tarihi

İlk şemsiye bundan dört bin yıl önce icat edilmiştir. Mısır, Yunan, Asur ve Çin in antik sanat eserlerinde şemsiyelerin de yer aldığını görebilmekteyiz. Bu eski şemsiyeler veya güneş şemsiyeleri, güneş ışınlarından korunmak amacıyla dizayn edilmişti. İlk sugeçirmez şemsiyeler yağmurdan korunmak amacıyla Çin de üretildi. Bu kağıt şemsiyeler yağmurlu havalarda rahat kullanılmaları için mumlanmış ve cilalanmıştı.

şemsiye (umbrella) sözcüğü Latin kaynaklı bir sözcük olan gölge (umbra) den gelmektedir. 16. yüzyılda şemsiye Batı dünyasında çok popüler oldu, özellikler Kuzey Avrupa’da yağmurlu havalarda...Önceleri şemsiyelerin bayanlar için uygun bir aksesuar olduğu düşünülürdü. Sonra Farslı gezgin ve yazar Jonas Hanway (1712-86), İngiltere de otuz yıl şemsiyeyi alenen kullandı ve şemsiyenin erkekler arasında da popüler olmasını sağladı. İngiliz centilmenler şemsiyelerinden Hanway diye söz ediyolardı.

İlk şemsiye dükkanının adı James ve Oğulları idi. Bu dükkan 1830 da açıldı ve halen Londra da 53 New Oxford Street’de bulunmaktadır.

Yakın zamanlarda Avrupa’da şemsiyelerin yapımında ahşap veya dövülmüş kemik kullanılmış ve bu şemsiyeler yağlanmış çadır kumaşı veya alpaka kumaşı ile kaplanmışlardı. 

Zanaatkarlar şemsiyeleri abanoz gibi sert, eğilmesi zor ağaçları kullanarak elleriyle imal ediyorlardı ve çabalarının karşılığında iyi para kazanıyorlardı.
şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.
şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce'de şemsiye anlamındaki 'umbrella' kelimesi, Latince gölge anlamına gelen 'umbra' kelimesinden türemiştir.
Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.
Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler şırıl sıklam ıslanıyorlardı.
Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi.
Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar

emsiye güneş ve yağmurdan korunmak için üretilmiş ve tasarlanmış geçmişi olan bir aksesuardır. İlk olarak parasol adıyla kullanılan şemsiye daha sonra dilimize Arapça kökenliyle girmiştir. Parasol kelimesi para-durdurmak ve sol-güneş ışığı kelimelerinden gelmektedir.
şemsiye ilk olarak Mezepotamya coğrafyasında güneş ışınlarından korunmak amacıyla kullanılmıştır. şemsiyeler daha sonra ticaret ve savaşlar vasıtasıyla Romalılar tarafından da kullanılmıştır. Yağmurdan korunmak amaçlı ilk olarak Çinliler tarafından kullanılan bu aksesuar reçina ile örtülerek yağmur geçirmez bir şekle getirilmiştir. Sonraki yıllarda Avrupa’da da yaygın olarak kullanılan şemsiye 1700′lü yıllarda Londra’da bir aksesuar haline gelmiştir.
şemsiye, binlerce yıl önce icat edildi. Ilk şemsiye, güneşten korunmak için yapıldığı idda edilir.şemsiyeler eski Asur, Çin, Mısır ve Yunanistan kadar 4000 yıl önce kullanılmıştır,Çinliler yağmurdan korunamk için su geçirmez şemsiye, yağmur korunmak için kullanılan mum ve cila (boya türü) kulandı.Samuel Fox (1815 – 1887), bir İngiliz mucidi ve üreticisi 1852 yılında, (ahşap ya da balina kemiği, bundan önce kullanılan olmuştu), çelik nervürlü şemsiye icat etti.

şemsiye terörü can almaya devam ediyor değerli Kuyu okurları. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde sandıklardan çıkıp yetkili yetkisiz herkesin elinde oyuncak olan şemsiyeler, şehir terörünün etkin bir silahı haline geldi.
Bu gidişe dur demek isteyen büyük devletler, bugün Barack Obama ve Dennis Pylekal önderliğinde bir toplantı yaparak önemli bir anlaşma imzaladılar. Gizli toplantıların anlam ve önemini kavrayamamış dostum Dennis Pylekal’ın boşboğazlığı sayesinde, toplantıda konuşulan her şeyi öğrendim!
Dennis’den aldığım bilgilere göre, müthiş bir yenilik bizleri bekliyor! 2010 kışından itibaren, şemsiye kullanımı ehliyete bağlanacak. şemsiye ehliyeti olmayanların yağmurda ıslanmasına kimse üzülmeyecek, şemsiyesinin altında yer vermeyecek.
2010 ilkbaharında başlayacak olan şemsiye ehliyet kursları üçer aylık iki kur şeklinde devam edecek ve kurslarda başarısız olanlar önümüzdeki kış şemsiyesiz yürümek zorunda kalacaklar.
Kahraman Türk milletinin yağmurlar altında ıslanıp Gülben Ergen şarkıları söylemelerine gönlüm razı gelmediğinden, şemsiye dediğimiz büyük buluşun nasıl bir şey olduğunu ve nasıl kullanılacağını anlatarak şemsiye sınavına hazırlanmanıza yardımcı olmayı boynumun borcu biliyorum.
ŞEMSİYE 101
şemsiye Nedir?
şemsiyenin tarihi, 4.000 yıl öncesine dayanır. İlk dönemlerinde güneşten korunmak amacıyla kullanılan şemsiye, ahmakıslatanlar altında yeterince ıslanıp akıllanmaya başlayan Çinliler tarafından yağmurda da kullanılmaya başlanmıştır. Çinliler kafayı çalıştırana kadar sadece güneşten korunmak amacıyla kullanılmıştır.
Çinli şemsiye ustası
Zaten ismi de oradan gelir. Latince gölge anlamına gelen umbra’dan türetilerek, İngilizcede umbrella denir. İspanyolcada güneşi durdurmak anlamında parasol derler. Türkçeye Arapçadan gelir şemsiye ismi. Araplar da güneş anlamına gelen şems sözcüğünü dişilik eki -iye ile şenlendirerek şemsiyye ismini bulmuşlardır.
İlk şemsiye kullanımına Mezopotamya’da rastlanır. Ota boka anlam yükleyen manyak Mısırlılar tarafından, şemsiyenin koruyucu özellikleri olduğuna da inanılmış ve saygı gösterilmiştir.
şemsiye, 16. yüzyılın sonlarına kadar hep doğu ellerinde kullanılmış. Doğulular güneşten, yağmurdan şemsiyeleri sayesinde korunurken Avrupalılar tavuk gibi ıslanmışlar. 1700’lü yıllarda Faslı gezgin ve yazar Janas Hanway (1712 – 1786) tarafından İngiltere’de kullanılınca Avrupalılar şemsiyeyle tanışıp, aksesuar olarak yaygınlaşmaya başlamış.
İngilizler şemsiyeyle tanışınca çok sevmişler, katladığı gazetesini paltosunun cebine koyan, şemsiyesini de koluna asan yuvarlak şapkalı tuhaf İngiliz karakterleri türemiş. İngilizler bununla da yetinmemişler, o zamana kadar abidik gubidik malzemelerden üretilen şemsiyeyi geliştirip belli standartlara ulaştırmışlar.
4.000 yıllık aksesuarın seri üretimini yapmayı da 1830 yılında James Smith adında cingöz bir İngiliz başarmış. James Smith & Sons adlı firmasında seri üretim şemsiye işine giren Mr. Smith bu işten deli paralar kazandı mı bilinmez ama bugünkü baston sap şemsiyelerin ortaya çıkmasını, belli standartların oturmasını sağlamış. 1852’de Samuel Fox adlı bir başka İngiliz, çelik tel kullanarak şemsiyeleri sağlamlaştırmış.
Osmanlı zamanında el yapımı şemsiyeler kullanan, bilinen herhangi bir seri üretim şemsiye fabrikasına sahip olmayan Anadolu insanı, yerli malı seri üretim şemsiye ile 1882 yılında, İstanbul’da yaşayan Robinson adlı bir İngiliz’in girişimleri sayesinde tanışmış.
Türkiye’nin ilk şemsiye fabrikasını açan Robinson Efendi, tahminimce bu işten çok pis para yapmıştır. Seri üretim iyidir, kısa sürede tekel olursun.
Günümüzde zilyon tane modeli, şekli şusu busu olan şemsiye piyasası o kadar renklidir ki, bazısı Çin’den 50 cente getirdiğini perakendede 5 liraya satar, bazısı da oturup el işlemeleriyle süslediğini 2.000 dolara satar.
şemsiye dediğimiz meret, kısaca böyle bir şey. Elinizdekinin tarihini bilin diye yazdım. Peki, tarihini artık öğrenmiş olduğumuz bu aksesuarı nasıl kullanacağız?
şemsiye Kullanma Kuralları
şemsiye, çok basit kurallara sahip bir alet gibi görünse de, bu işi hafife alanlar yüzünden insan yaşamını, özellikle göz sağlığını ciddi derecede tehdit eden bir savaş aleti haline gelebiliyor.
Çift kişilik şemsiye
O halde madde madde yazalım ki, yağmurlu havaların yayaları kör olmasınlar.
1. Her şeyden önce şunu bilin ki, şemsiye bir savaş aleti değil, sizi yağmurdan koruması için kullanacağınız basit bir düzenektir.
2. Toplum içinde nasıl yürüyeceğinizi, davranacağınızı hâlâ öğrenemediyseniz, şemsiye kursundan önce emekliliği gelmiş askerlerin gittiği “sivile adaptasyon kursu”na yazılın. Resmi adıyla, Psikolojik ve Sosyal Rehberlik Kursu.
3. Ani yağmurlarda her köşeden çıkıveren işportacıların sattığı 5 liralık muşamba şemsiyeleri almayın, kullanmayın. Birçoğu yağmur dinmeden bozularak sizi yarı yolda bırakacaktır. (Tanesi 50 cente ithal ediliyor onlar, 5 lira verip de kâr ettiğinizi düşünmeyin.) Adam gibi bir şemsiye alın, uzun zaman kullanın.
4. şemsiye, tek kişilik bir araçtır. İki kişi kullanılması sıkıntılara sebep olur. Ama iki kişi kullanmak zorunda kalırsanız da, şemsiyeyi uzun boylu olan tutsun. Yancı, şemsiye tutucusunun ne tarafındaysa, şemsiye tutucusu şemsiyeyi o eliyle tutsun. Yancı sağda, şemsiye sağ elde, yancı solda, şemsiye sol elde. Aksini yapıp da şemsiyenin altında eğilip bükülmeyin, çok komik görünüyorsunuz.
şemsiye nasıl taşınır?
Bu şemsiye kalabalık ortamda taşınmaz mesela.
1. şemsiye, kılıfında taşınır. Kola asılıp sağa sola sallanmaz.
2. şemsiye kılıfı, mutlaka şemsiye kullanıcısının yanında bulunur. Yağmur dindiğinde, silkelenmek suretiyle suları dökülen şemsiye, kılıfına geri konur.
şemsiye nasıl açılır?
1. şemsiye yağmura çıkmadan önce, çevredeki insanlara dikkat ederek, kapalı ortamda açılır.
2. Eğer yolda yürürken yağmura yakalanırsanız, bir kenara çekilip kalabalıktan ayrılarak, dikkatle açın şemsiyenizi. Kalabalığın ortasında şak diye şemsiye açarsanız o şemsiyenin telleri birilerinin kıçına, gözüne batabilir, rahatsızlık verebilir, dayak yiyebilirsiniz.
. Elinizde açık bir şemsiye varken, normalde kapladığınız alanın en az üç katını kaplarsınız. Bu hacim, şemsiyenin çapına göre değişir. O nedenle şemsiyeyle yürürken, diğer zamanlarda olduğunuzdan üç kat daha dikkatli olun. Dikkatiniz, şemsiyenizin çapıyla doğru orantılı olarak artsın.
2. Aval aval çevrenize bakarak veya yere bakarak yürümeyin. Karşıdan gelenlerin veya yanından geçtiğiniz kişilerin bulunduğu noktalara dikkat edin. O kişilerin şemsiyenizin hava sahasına gireceğini gördüğünüz anda, şemsiyenizi o kişinin boyundan daha yükseğe kaldırın.
3. Eğer şemsiyenizi kaldırsanız da yol veremeyecek kadar kısa boyluysanız, o zaman karşıdan gelenin aksi istikametine yatırın.
4. Karşıdan gelenin veya yanından geçtiğiniz kişinin aksi istikametine yatırdığınız şemsiyeyi, diğer yanınızdaki yayanın gözüne sokmayın. Aradaki oranı iyi ayarlayın. Trafikte makasa girer gibi dikkatli olun.
5. Hava rüzgârlıysa, şemsiyenizi rüzgârın estiği yöne doğru eğerek yürüyün. Eğer şemsiyenin içinin rüzgârla dolmasına fırsat verirseniz, ters dönecektir. Tabi şemsiyenizi eğme işlemini görüş açınıza engel olacak kadar abartmayın. Rüzgâr da esse, fırtına da kopsa, şemsiyenizi görüş açınızı kapatacak şekilde tutmayın. Karşıdan gelen rüzgârı, yağmuru kesmek için önünüze eğdiğiniz şemsiye, çevrenizdeki diğer yayalar için tehlikeli bir silah durumunu alacaktır.
6. Hava, şemsiyenize hakim olamayacağınız kadar rüzgarlıysa şemsiye kullanmayın.
7. şemsiyeniz rüzgârdan ters dönerse, bir yandan yürüyüp bir yandan şemsiyenizi düzeltmeye çalışmayın. İnsanlardan uzak bir köşede düzeltmeyi deneyin.
8. şemsiyeniz yırtılmış, kumaşı tellerden kurtulmuşsa, yeni bir şemsiye alın. Yeni şemsiye alamayacak kadar fakirseniz, yürürken ok gibi dışarı çıkmış telleri yanınızda veya arkanızda değil, önünüzde tutun. Sağlam şemsiyeyle yürüdüğünüz zamanlardan beş kat daha dikkatli olun.
1. Kapalı bir ortama girerken, şemsiyenizi içeri girmeden önce kapatın. İçeri girdikten sonra kapatarak sularınızı sağa sola sıçratmayın. şemsiyeyi dışarıda kapatıp birkaç damlacık ıslanmanız, içerde kapatıp ortalığı batırmanızdan daha hayırlıdır.
2. şemsiyeyi dışarıda kapatıp içeri girerken ıslanmamak için götün götün girmeye çalışmayın. şemsiyeyi kapatın, birkaç kez silkeleyin, kapıyı kıçınızla değil, adam gibi, elinizle açın. İlk işiniz de şemsiyenizi kılıfına yerleştirmek olsun.
3. şemsiye kılıfı basit bir eşantiyon değil kullanışlı bir şemsiye aksesuarıdır. şemsiyenizi kapattıktan sonra kalabalık bir ortama girecekseniz (toplu taşıma aracı, sinema salonu, herhangi bir kalabalık lobi vs.) şemsiyenizi kılıfına koyun. Islak şemsiyenizi çevrenizdekilere sürtmeyin.
4. Elbette kılıfa koyduğunuz şemsiyeyi çöpe atmayı planlamıyorsanız, kılıfa yerleştirmeden önce birkaç kez sallayarak suyunu silkeleyin. şemsiyeyi kılıfında kurutup çürütmemiş, milli servete zarar vermemiş olursunuz.
5. şemsiye kılıfınız yoksa, şemsiyenizi başkalarının eşyalarının da asılı olduğu vestiyerlere asmayın. Islatmayın milletin eşyalarını.
şemsiye dersi bu kadar. 4.000 yıllık bir aksesuarı kullanmayı hâlâ beceremeyenler, CARICOM, AB, NATO, BM ve bilumum uluslar arası örgütün kriterleri uyarınca 2010 kışından itibaren yaya trafiğine şemsiyeyle çıkamayacaklar. Yağmurlu günlerde evde oturup yağmurlar dinene kadar Singin’ in the Rain ve Les parapluies de Cherbourg izleyecekler. Catherine Deneuve hayranlıkla anılacak, arkasından şarkılar söylenecek. (Yazıyı yazarken iki film geldi aklıma, ikisi de müzikal. şemsiyeyle bile romantikleşebiliyorum, bir acayip adam oldum son günlerde.)
Ona göre davranın, yukarıda yazanları iyi okuyup öğrenin. Şehirde yaşıyorsun evladım, dağda olsan alırsın bir kepenek, şemsiyeye bile gerek kalmaz. Ama şehirdeysen toplu yaşamayı bileceksin. Sonra “benim oyumla şemsiye kullanmayı bilmeyen adamın oyu neden bir?” der, kızar sana Aysun Kayacı.
Hatun kariyerinin sonuna doğru güzelleşmeye başladı, kızdırıp da kırışıklıklarının artmasına neden olma.
1885"te William C. Carter, şemsiyeyi geliştirdi. İlk şemsiyenin, 4000 yıl önce Mısır, Asya, Yunanistan ve Çin'de kullanılmış olduğunu tarihsel dokümanlar göstermektedir. şemsiyenin patenti Carter tarafından alınmıştır.

Artık şemsiye açma kapama derdiniz olmayacak! Uzun bir hava çubuğunuzun olması yeterli hem o ıslanmaz da böylece şemsiye kurutma derdiniz de olmaz. Bu şemsiye hava gücüyle sizi yağmurdan koruyor. şemsiyenin boyutunu kendiniz ayarlayabiliyorsunuz. Mesela,üç kişiyseniz koruma alanını daha çok genişletebiliyorsunuz. Henüz sadece bir proje olan bu şemsiyeler umarız ki çok yakında piyasaya sürülür

ağmurda yürümeyi seven romantikler için burada harika bir şemsiye var!!! Bu şemsiye yağmurda sizi karanlıkta bırakmayacak. Hemen altındaki küçük ışıklar sayesinde ortamız aydınlanacak. Oldukça ucuz ve bulunması kolay olan bu ilginç şemsiye yağmurda aşk tazelemek isteyen çiftler için birebir.

SENZ şemsiyesi, gördüğüm ve kullandığım en özgün şemsiyelerden biri ve bu gerçekten çok iddialı bir açıklama çünkü bir şemsiye nasıl "çok iyi tasarlanmış" olabilir. SENZ'i farklı kılan, saatte 112 kilometre hızla esen rüzgâra dayanabilen ve yağmur damlalarını sırtınızdan uzak tutan aerodinamik şekli.

 

Ben şemsiyeyi denedim ve bu şemsiyenin çok yağmur alan bölgelerde vazgeçilmez hale getiren diğer birkaç eşsiz özelliğini de görme şansım oldu. Bu şemsiye sağlam fakat hafif bir özelliğe sahip-bu benim bir şemsiyede aradığım özelliklerden ikisidir. şemsiyenin tutma yeri, köpükten ve lastikten yapılma. Bu da şemsiyenin elinizden kayarak düşmesine engel oluyor, ki bu da bir şemsiyede aradığım diğer bir özellik. şemsiyeyi açmak için aşağı doğru çekiyorsunuz. Evet mekanizma biraz ters çalışıyor fakat bunun bir anlamı var. Çektiğiniz mekanizma, aynı zamanda şemsiyeyi tutma yeri haline dönüşüyor. şemsiyeyi sabit tuttuğunuz sürece, şemsiye ters dönmeyi reddedecektir.
İlk bakışta, şemsiyenin şekli biraz garip görünebilir fakat bunun da yine bir anlamı var; bunu başkasının düşüememiş olmamasına gerçekten şaşırıyorum. Öne doğru çıkık aerodinamik şeklin gördüğü iki işlev var. İlk olarak sırtınıza yağmurun düşmesini engelliyor, bu klasik şemsiyelerde çok rastlanılan bir durum. Bu şekil ayrıca güçlü rüzgârları yüzeyin üstünde arkanıza doğru aktararak rüzgârı arkanıza veriyor. Bu şemsiye, sürtünme katsayısını o kadar çok azaltıyor ki, şemsiye güçlü rüzgâelara dayanabilir hâle geliyor. Normal şemsiyelerin 3-4katı kadar fiyata sahip olan bu şemsiyeyi, eğer bulunduğunuz bölgeye yağmur çok sık düşüyorsa almayı düşünmelisiniz. Ben bunu sadece denemek ve güçlü rüzgârlara karşı nasıl koyduğunu görmek için almıştım. Her iki konuda da şemsiyenin nasıl bir özellik gösterdiğini sizlerle paylaşabildiğim için mutluyum.
SENZ şemsiyesi, üç farklı boyut seçeneğine sahip. İncelemesini yaptığımız bu versiyon, şemsiyenin XL boyutuydu.
Güneşten korunmak için icat edilse ve günümüzde hala plajlarda kullanılsa da şemsiye denilince akla yağmur geliyor.Bugün şıklığı tamamlayan bir aksesuar olarak da kullanılan şemsiyeyi yağmurda ilk açanlar ise Çinliler_ Peki Türkiye'ye ne zaman geldi, dünyanın en ünlü ve en pahalı şemsiyesi hangisi, nasıl şemsiye seçilir biliyor musunuz?şemsiyeyi kim icat etti?
şemsiye bugün her ne kadar yağmurlu havalarda kullanılsa da aslında güneşten korunmak için yapıldı. Tarihinin bundan 4 bin yıl öncesine dayandığı sanılıyor. İlk şemsiye kullanımına yağmuru az, güneşi bol Mezopotamya'da rastlanmış.
şemsiyenin kelime anlamı nedir?
Şems, Arapça'da güneş demek. şemsiye ise güneşlik. İngilizcede ise 'umbrella' kelimesi Latince'de gölge anlamındaki 'umbra' kelimesinden geliyor.
Peki yağmura karşı ilk kez kim kullandı?
Çinliler_ Kağıttan yapılan şemsiyeler reçinelerek su geçirmez yapıldı ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanıldı. Faslı gezgin ve yazar Janas Hanway tarafından Londra'da kullanılan şemsiye 16'ncı yüzyılın sonlarına doğru Batı dünyasında yaygınlaştı.
Türkiye şemsiyeyle ne zaman tanıştı?
Türkiye'deki şemsiye kullanımı yurtdışından getirilmesiyle oldu. 1882 yılında İstanbul'da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz'in üretime başlamasıyla ilk yerli yapım şemsiyeler de kullanıma girdi.
Çelik telli şemsiye ne zaman icat edildi?
İngiltere'de Viktoria devrinde (Kraliçe Victoria'nın hüküm sürdüğü 1837-1901 yılları arası dönem) ahşap şemsiyenin yapım maddelerinden biriydi. Ancak ahşap pahalıydı ve ıslandığında katlanamıyordu. 1852'de çelik tellere sahip şemsiyeler icat edildi.
Kaç çeşit şemsiye var?
Baston, katlanabilir, yay mekanizmasıyla açılıp kapanan, manuel, yarı ve tam otomotik çeşitleri var.
Dünyanın en ünlü şemsiye markası hangisi?
Pek çok marka var ama bunlardan en eskisi ve ünlüsü James Smith and Sons_ Yağmurun bolca yağdığı ülke İngiltere'de, 1830'lardan bu yana erkek ve kadınlar için şemsiye üretiyor. Londra Oxford Street'teki dünyanın ilk şemsiye mağazasında şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap kullanılıyor. Baston şemsiyeyi yapanlar onlar. Birinci Dünya Savaşı'nda askerler, baston şemsiyelerle kasıla kasıla yürürmüş. Şimdi ise yürümeye yardımcı olsun diye de kullanılıyor. Fiyatları ise 85 sterlinden başlıyor_
şemsiyenin bakımı nasıl yapılır?
şemsiyenin bakımının nasıl yapılması gerektiğini 20 yıldır şemsiye tamiri yapan Selami Bekgöz şöyle anlatıyor: 'şemsiyeyi kuruturken açık bırakın. Aksi takdirde telleri paslanır ve kapalıyken kumaşı çeker. Açık bırakırsanız gergin olduğu için kumaş çekme gibi bir sorun olmaz. Ayrıca şemsiyeyi çok rüzgarlı havada kullanmayın.'
Dünyanın en pahalı şemsiyesi hangisi?
Billionaire Couture'un İngiltere'nin başkenti Londra'da açtıkları yeni mağazalarında satışa sunulan şemsiye timsah derisinden yapılmış. İtalyan markası Angelo Galasso tarafından tasarlanan şemsiyenin fiyatı neredeyse orta halli bir daire değerinde 50 bin dolar yani 75 bin YTL. İyi bir şemsiye nasıl olmalı?
Selami Bekgöz, şemsiyenin markalı alınmasını savunuyor. Markalı alındığı takdirde daha uzun süre kullanılabileceğini belirten Bekgöz 'Piyasada Çin şemsiyeleri de var ancak onların ömrü uzun değil' diyor. Bekgöz 18 telli şemsiyelerin tercih edilmesi gerektiğini söylüyor.
Seung Hee Son 'un tasarladığı basit gibi görünen bu şemsiye aslında sizi ıslak şemsiyeler için uygun bir yer bulma derdinden kurtarıyor. Kapandığında çanta şeklini alan bu şemsiye su geçirmez olduğu için şemsiyenizdeki suyu yerlere akıtmayacaktır.

şemsiye kullanım bilgileri :
şemsiyenizi kullanımdan sonra ıslak halde kapalı olarak bırakmayınız. Her kullanımdan sonra açık ve gergin pozisyonda kurutunuz.
şemsiyeleri rüzgârlı havalarda kullanmayınız.
şemsiyenizi kırışmış veya buruşuk bırakmayınız. Kılıfının geçirilmesi, ürünün ömrünü uzatır ve görünümünü korur.(Lütfen şemsiyenizi kurumadan kılıfına koymayınız.) şemsiyenizi sararken sapı ve uçlarını tek elle tutunuz, kumaşı uçlara doğru döndürünüz ve şeritle bağlayınız.
şemsiyeniz ile sunulan kullanım talimatlarına mutlaka uyunuz.
Tamir kapsamına giren durumlar:
Telleri birbirine tutturan perçinlerin kopması veya yerinden çıkması.
Kumaşın dikişinin sökülmesi.
şemsiye iskelet tellerinin kırık ve hasarlı çıkması durumunda.
Tamir kapsamına girmeyen durumlar:
şemsiye ıslak bırakılma neticesinde oluşan paslanma
şemsiye kumaşının yanarak, yırtılarak veya kesilerek hasar görmesi durumunda
şemsiye metal aksamlarında çizik ve ezikler, sapında kırılma ve ezikler
şemsiye açma – kapama mekanizmasının hasar görmesi
şemsiyenin en uçtaki tellerin kırılması veya hasar görmesi
şemsiyenin sap a bağlantılı orta borusunun bükülmesi, kırılması
Otomatik şemsiyenin yavaş açılıp kapanması ve kullanıcı tarafından verilecek diğer hasarlar

şemsiye modelleri
Birbirinin aynı ürünler üretmek ve satmak günümüz girişimciliğinde artık çok kazandırmıyor.Bu durumda inovasyon devreye giriyor ve ortaya farklı aynı zamanda da karlı ürünler ortaya çıkıyor.
Örneğin resimdeki Samuray kılıcına benzetilerek yapılan bu inovatif ürün Amazon.com’da 30 dolara satılıyor. Japon kültüründen etkilenerek üretilen bu ürün kendisine http://www.amazon.com/ gibi bir sitede yer bularak tüm dünyaya satışını gerçekleştirebiliyor.
Bizim ülkemizde şemsiye alıcılarının büyük kısmı fiyata endeksli. Genel düşünce nasıl olsa sadece yağmur zamanı kullanacağız diyerek ucuz ve çabuk kırılıp eskiyen şemsiyeleri tercih ediyorlar ve her kış yeniden şemsiye almak gibi bir durumla karşı karşıya kalıyorlar.

SNOT ŞEMSİYE

şemsiye üretmekle ilgili geniş bir araştırmaya girmektense size tavsiyem şemsiye üreticileriyle anlaşıp farklı bir şemsiye modelini ürettirmeniz ve bununla ilgili sözleşmenizi sağlam yapmanız. Ülkemizin güzelliklerinden esinlenerek farklı modeller oluşturmanız mümkün.İlave olarak ürününüzü tasarımcılar ile birlikte oluşturursanız bu size bir çok artı kazandıracaktır.
Pazarlama kısmında fiyatlandırmaya ve kar marjlarınıza çok dikkat etmelisiniz, bu konuda piyasada sıkı bir araştırma yapmanızıda ayrıca tavsiye ederim.
şemsiye modelleri ve internette pazarlama
şemsiye modelinizi satış aşamasına size tavsiyem ortaklık yapmanız. Bu düşündüğünüz kadar zor değil. ve diğer sitelerle anlaşmak için sitelerindeki prosedürlere uygun hareket etmeniz ve randevunuz sırasında sunumunuzu güzel yapmanız yeterli. İlave olarak tek ürünlük bir e-ticaret siteside size faydalı olacaktır. Evet bu kış bol yağmurlu ve soğuk geçeceğinden tam zamanında piyasaya girmiş olacaksınız gerçi tüm bu aşamaları hazırlamanız girişimcilik yeteneğinize bağlı olarak değişecektir.
Son olarakta Cansu Cender’in İstanbul rehberini içeren şemsiye tasarımını örnek vermek istiyoruz.
İstiklal Konuşuyor
Yağmura şemsiye
Ve savaşa hayır
Mültecilik bir haktır

Yağmura şemsiye
Ve savaşa hayır
Yaşamak bir haktır

Savaşta akan kana şemsiye
Ve yağmura hayır
Kan yağmayan bir dünyada
Yaşamak hakkımızdır

Shakespeare'in şemsiyecisi
şemsiye yapmalıyım,
şemsiye yapmalıyım
Hep şemsiye yapmalıyım,

Hiç değilse korur seni
Yağmurdan, rüzgardan filan

şemsiye yapmalıyım,
Belki bakarsın uğurlu gelir,
Yürürsün bile bir başkasıyla altında,
Yağmur yağarken Kordon'da…

2002 İzmir

(Shakespeare'e, yazdığı şiirleri götüren bir şemsiyecinin aldığı cevap üzerine:
'Siz şemsiye yapınız, şemsiye yapınız, hep şemsiye yapınız....')

şemsiye
Sen anasın, anaların güzeli
Topla bizi bir şemsiye altında
Ne yağmur ıslatsın, ne kışın yeli
Topla bizi bir şemsiye altında.

Haydi çağır gelsin uzak olanlar
Nefes alsın, cana gelsin solanlar.
Bir daha gitmesin ayrı kalanlar
Topla bizi bir şemsiye altında.

Bu şemsiye sanki kartal kanadı
Açıldı-kapandı kalpler kanadı.
Bu iş sana düşer, bırak inadı
Topla bizi bir şemsiye altına.

Elinde tuttuğun pembe şemsiye
Bir sıcaklık hissi verir herşeye,
Sayatoğlu: Bahtimiz açılsın diye
Topla bizi bir şemsiye altında.

Aşık Yusuf Sayatoğlu
9 Eylül 2011, New Jersey

şemsiyeler
Yağmurun ortasında iki şemsiye,
iki şemsiye altında iki sevgili,
iki sevgili içinde iki kalp,
iki kalp içinde birer aşk.

Yağmur muydu onları ayıran?
İki şemsiye altında
el ele tutuşmuş iki sevgili
bedenler beraber
ruhlar ayrı.

Evet
yağmurdu onları ayıran...

Yağmurun ortasında bir şemsiye,
bir şemsiye altında bir can,
o canın içinde tek kalp,
tek kalbin içinde iki aşk.

Yağmur muydu onları birleştiren?
Tek şemsiye altında
eli eline değmemiş iki can.
Bedenler ayrı,
ruhlar bir.

Evet
yağmurdu onları birleştiren...

şemsiye Altında
şemsiye altında
yürüyorum
denizli sokaklarını
bir elimde makine
ötekinde çantam
arıkovanı cadde
gelen giden kalabalık
telaş var
ıslanma korkusu da
adımlar seri
koşaradım

şemsiye altında
tıpır tıpır yağmur sesi
ve kokusu değiyor
gözlerin mahmurluğuna
sırt çantası yüklü bir çocuk
balıklı şemsiyesinin altında
annesinin elinde
apul apul yürüyor
denizli sokaklarını

şemsiye altında
hava serince biraz
esnaf kepenk açmada
elemanlar dükkan önü süpürüyor
yağmur coşkusu baskın
gamzelerde mutluluk busesi
gözler gülüyor
umurunda değil
kapısına kriz değil ölümde dayansa

şemsiye
Sen anasın, anaların güzeli
Topla bizi bir şemsiye altında
Ne yağmur ıslatsın, ne kışın yeli
Topla bizi bir şemsiye altında.

Haydi çağır gelsin uzak olanlar
Nefes alsın, cana gelsin solanlar.
Bir daha gitmesin ayrı kalanlar
Topla bizi bir şemsiye altında.

Bu şemsiye sanki kartal kanadı
Açıldı-kapandı kalpler kanadı.
Bu iş sana düşer, bırak inadı
Topla bizi bir şemsiye altına.

Elinde tuttuğun pembe şemsiye
Bir sıcaklık hissi verir herşeye,
Sayatoğlu: Bahtimiz açılsın diye
Topla bizi bir şemsiye altında.

Aşık Yusuf Sayatoğlu
9 Eylül 2011, New Jersey

şemsiyeler
Yağmurun ortasında iki şemsiye,
iki şemsiye altında iki sevgili,
iki sevgili içinde iki kalp,
iki kalp içinde birer aşk.

Yağmur muydu onları ayıran?
İki şemsiye altında
el ele tutuşmuş iki sevgili
bedenler beraber
ruhlar ayrı.

Evet
yağmurdu onları ayıran...

Yağmurun ortasında bir şemsiye,
bir şemsiye altında bir can,
o canın içinde tek kalp,
tek kalbin içinde iki aşk.

Yağmur muydu onları birleştiren?
Tek şemsiye altında
eli eline değmemiş iki can.
Bedenler ayrı,
ruhlar bir.

Evet
yağmurdu onları birleştiren...

şemsiye Altında
şemsiye altında
yürüyorum
denizli sokaklarını
bir elimde makine
ötekinde çantam
arıkovanı cadde
gelen giden kalabalık
telaş var
ıslanma korkusu da
adımlar seri
koşaradım

şemsiye altında
tıpır tıpır yağmur sesi
ve kokusu değiyor
gözlerin mahmurluğuna
sırt çantası yüklü bir çocuk
balıklı şemsiyesinin altında
annesinin elinde
apul apul yürüyor
denizli sokaklarını

şemsiye altında
hava serince biraz
esnaf kepenk açmada
elemanlar dükkan önü süpürüyor
yağmur coşkusu baskın
gamzelerde mutluluk busesi
gözler gülüyor
umurunda değil
kapısına kriz değil ölümde dayansa

211008 denizli

şemsiye insanı yağmurdan mı korur, güneşten mi

Aslında şemsiye hakkında şimdiye kadar hep yanlış düşünmüşüz...

Güneşten korunmak için icat edilse ve günümüzde hala plajlarda kullanılsa da şemsiye denilince akla yağmur geliyor.

Bugün şıklığı tamamlayan bir aksesuar olarak da kullanılan şemsiyeyi yağmurda ilk açanlar ise Çinliler... Peki Türkiye’ye ne zaman geldi, dünyanın en ünlü ve en pahalı şemsiyesi hangisi, nasıl şemsiye seçilir biliyor musunuz?

şemsiyeyi kim icat etti?

şemsiye bugün her ne kadar yağmurlu havalarda kullanılsa da aslında güneşten korunmak için yapıldı. Tarihinin bundan 4 bin yıl öncesine dayandığı sanılıyor. İlk şemsiye kullanımına yağmuru az, güneşi bol Mezopotamya’da rastlanmış.

şemsiyenin kelime anlamı nedir?

Şems, Arapça’da güneş demek. şemsiye ise güneşlik. İngilizcede ise ‘umbrella’ kelimesi Latince’de gölge anlamındaki ‘umbra’ kelimesinden geliyor.

Peki yağmura karşı ilk kez kim kullandı?

Çinliler... Kağıttan yapılan şemsiyeler reçinelerek su geçirmez yapıldı ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanıldı. Faslı gezgin ve yazar Janas Hanway tarafından Londra’da kullanılan şemsiye 16’ncı yüzyılın sonlarına doğru Batı dünyasında yaygınlaştı.

Türkiye şemsiyeyle ne zaman tanıştı?

Türkiye’deki şemsiye kullanımı yurtdışından getirilmesiyle oldu. 1882 yılında İstanbul’da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz’in üretime başlamasıyla ilk yerli yapım şemsiyeler de kullanıma girdi.

Çelik telli şemsiye ne zaman icat edildi?

İngiltere’de Viktoria devrinde (Kraliçe Victoria’nın hüküm sürdüğü 1837-1901 yılları arası dönem) ahşap şemsiyenin yapım maddelerinden biriydi. Ancak ahşap pahalıydı ve ıslandığında katlanamıyordu. 1852’de çelik tellere sahip şemsiyeler icat edildi.

Kaç çeşit şemsiye var?

Baston, katlanabilir, yay mekanizmasıyla açılıp kapanan, manuel, yarı ve tam otomotik çeşitleri var.

Dünyanın en ünlü şemsiye markası hangisi?

Pek çok marka var ama bunlardan en eskisi ve ünlüsü James Smith and Sons... Yağmurun bolca yağdığı ülke İngiltere’de, 1830’lardan bu yana erkek ve kadınlar için şemsiye üretiyor. Londra Oxford Street’teki dünyanın ilk şemsiye mağazasında şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap kullanılıyor. Baston şemsiyeyi yapanlar onlar. Birinci Dünya Savaşı’nda askerler, baston şemsiyelerle kasıla kasıla yürürmüş. Şimdi ise yürümeye yardımcı olsun diye de kullanılıyor. Fiyatları ise 85 sterlinden başlıyor...

şemsiyenin bakımı nasıl yapılır?

şemsiyenin bakımının nasıl yapılması gerektiğini 20 yıldır şemsiye tamiri yapan Selami Bekgöz şöyle anlatıyor: ‘şemsiyeyi kuruturken açık bırakın. Aksi takdirde telleri paslanır ve kapalıyken kumaşı çeker. Açık bırakırsanız gergin olduğu için kumaş çekme gibi bir sorun olmaz. Ayrıca şemsiyeyi çok rüzgarlı havada kullanmayın.’

Dünyanın en pahalı şemsiyesi hangisi?

Billionaire Couture’un İngiltere’nin başkenti Londra’da açtıkları yeni mağazalarında satışa sunulan şemsiye timsah derisinden yapılmış. İtalyan markası Angelo Galasso tarafından tasarlanan şemsiyenin fiyatı neredeyse orta halli bir daire değerinde 50 bin dolar yani 75 bin YTL.

 

Gezginci bir şemsiye tamircisi yol kenarında oturmuş işini yapıyordu.Tamirci işinin gereklerini yerine getiriyor ;tamir edilecek kısımları dikkatle ölçüyor,yama koyuyor telleri teker teker deneyerek güçlendiriyordu.

Uzaktan takip eden gencin farkında bile değildi.Bir süre sonra genç yanına yaklaştı.ve hayranlık dolu ifadeyle:

Genç:"işinizi çok iyi yapıyorsunuz."dedi

şemsiye tamircisi elindeki işi bırakmadan cevapladı:
"Evet,ben her zaman işimi iyi yapmak için uğraşırım."

Genç:"Müşterilerin,yaptığın işin iyi yada kötü olduğunu ancak sen gittikten sonra anlayabilecekler." Diye devam etti delikanlı.

şemsiye Tamircisi:" Evet ,haklısın."

Genç:" Bu tarafa tekrar gelecek misiniz?"

şemsiye Tamircisi:"Hayır"

Genç:"O halde bir şemsiye için neden bu kadar uğraşıyorsunuz?Halbuki ileride işini,çabucak halledip ileride yeni müşteriler bulabilirsiniz."

Çok fazla konuşmayı sevmeyen şemsiye tamircisi,gence ders niteliğinde şu cevabı verdi:

" Eğer ben işimi İyi yaparsam bundan sonra buradan geçecek tamircinin işi kolaylaşacak.Fakat kötü malzeme kullanır ve baştan savma iş çıkarırsam,halk bunu er yada geç anlayacak ve daha sonra buradan geçecek olan tamirciye iş vermeyecektir."

Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın. Bir şemsiye ... VikiKaynak'ta William Shakespeare ile ilgili belge kayıtları

Bir gün Aytül Akal dedi ki, "Ben bir kırmızı şemsiye buldum. Sen mi kaybettin?"
"Yok benim değil," diyecektim ki, anladım hemen. Çok sevdiğim arkadaşım bana bir oyun sunuyor yine. Ben kaybettim, o buldu; eğlendik öyküler, şiirler boyu. Oyunlar bitti derken, arkadaşım yenilerini hazırlamış meğer.
Söylemedi bu kez. Sürpriz, deyip güldü hep. Merak ettim kitabı kim resimledi? Sulu boya mıdır, parmak boya mı? Kalem mi kullandı, fırça mı?
Sen biliyor musun, boyu uzun mu, kısa mıdır şemsiyemi bulanın? Saçı yeşil mi, sarı mıdır o kahramanın? İzi var mıdır kitapta düşlerimdeki dünyanın?
"Ressam?" diye sordum, "Ressamlar" dedi.
Kimdir, nerededir, ne yaparlar... Aradım, taradım, düşündüm, taşındım, kaşındım, bulamadım oyunlarını. Hepsini benden sakladılar. Yoksa şiirlerimi resimsiz mi bıraktılar? Sorularla doldum, merakta kaldım. kaç sayfadır kitap? Kalın mıdır, ince mi? Büyük boy muküçük mü?
Yanıtlıyorum işte dedi arkadaşım sonunda: "İki yazar, iki ressam... Hem şiir, hem öykü...
Hem düz yazı, hem el yazısı... Hem resim, hem çizgiroman... Hem şaşırtıcı, hem eğlenceli..."
Aklım karıştı iyice. Benden önce görürsen kitabı, merak ediyorum paylaşacaklarını. Söylenenler doğru mu, gerçekten içinde onlarca sürpriz mi saklı? İlk okuyan verebilir mi bana buı soruların yanıtını?

Açıklama
Sihirbaz Kırmızı, kırmızı şemsiyesini aramaktadır. Bu arayış şiirlerle ifade edilirken, kırmızı şemsiyeli adam da bulduğu kırmızı şemsiyenin sahibini aramaktadır. Kırmızı şemsiyeli adamın macerası öykülerle ifade ediliyor. Bir bakıyorsunuz çizgi roman sayfalarıyla karşılaşıyorsunuz. Sayfayı çevirince el yazısıyla karşılaşıyorsunuz. İki farklı macera, iki farklı tarzda, iki ressamın çizgileri ve iki yazarın kaleminden…

Japon ŞEMSİYESİ (Diğer adı: şemsiye bitkisi)
Papirüsgiller familyasındandır. Anayurdu Afrika anakarasının tropikal bölgeleri olan Cyperus cinsi bitkilerin 2.500'ü aşkın türü bulunmaktadır. Biz, bunlardan kitabımıza C.alternifolius türünü örnek olarak alıyor ve kısaca Japon şemsiyesi diye adlandırıyoruz. 1,2 m'ye kadar boylanabilen Japon şemsiyesi çok yıllık duyarlı otsu bitkidir, ince uzun duyarlı saplarının ucunda şeritler halinde ve şemsiye gibi dairesel şekilde çevre sine açılan yaprakları vardır. Bu yaprakların merkezinde, Japon şemsiyesinin yaz ayları boyunca açan sarı yeşil renkli küçük ve gösterişsiz çiçekleri
yer alır. Bitkinin duyarlı sapları kırılgan olduğundan özenle korunmaları gerekir. Bahçe bitkisi olarak çok zarif bir görüntüye sahip olan Japon şemsiyeleri, havuz kenarları ya da kendilerine ayrılan özel tarhlarda çok güzel durur, ayrıca evlerde ve balkonlarda saksı içinde de yetiştirilir.