Şemsiye, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan bir üründür.

İlk başlarda "parasol" diye adlandırılan (para=durdurmak, sol=güneş anlamında) şemsiye, Türkçe'ye Arapça'daki şemsiyye sözcüğünden gelmiştir. TDK'na göre; "1- bir borunun üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez polyester veya pamuklu kumaştan yapılmış taşınabilir eşya, güncek, 2- Aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan çiçek topluluğu." olarak tanımlanmakta olup, plaj ve bahçelerde güneşlik olarak kullanılabileceği açıklaması da yapılmaktadır. İngilizce'de Latince Umbra=gölge kökenli sözcükten türeyen şemsiye 4100 yıllık bir geçmişe sahiptir.

ŞEMSİYENİN TARİHÇESİ

İlk şemsiye kullanımına Mezopotamya'da başlanmıştır. Güneşten ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanılan ilk şemsiyelerden sonra m.ö. 1200 yıllarında Mısır'da koruyucu bir niteliği olduğuna inanılan şemsiye, Roma kültürüne Mısır'dan geçti. Yapımında yaprak ve papirüslerin kullanıldığı şemsiyenin kullanımı Eski Yunan kültüründe de görülür. Yağmura karşı ilk önce Çin’de kullanıldığı bilinmektedir. Kağıttan imal edilen şemsiyelerin kumaşları üzerlerine reçine sürülerek su geçirmez yapılmış ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanılmustır. 16. yüzyıl sonlarında batı dünyasında yaygınlaşan şemsiye; Fas'lı gezgin ve yazar Janas Hanway (1712-1786) tarafından Londra'da kullanılarak aksesuarın tanınmasını sağladı. Bu süreçte İngiliz burjuvazisi şemsiyeye "Hanway" adını vermiştir. İlk zamanlarda reçine ile su geçirmezliği sağlanan şemsiyeler, çok dayanıklı olmamakla birlikte giderek kullanımının artmasıyla daha dayanıklı modeller piyasaya sürülmüştür. Seri üretimine 1830 yılında Londra'da "James Smith and Sons" şirketinde başlanan şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap tercih edildi. 1852'de Samuel Fox isimli girişimci esnek çelik tel ile değişik modeller üretmeye başlamıştır.
Türkiye'de şemsiye Türkiye'de ilk kullanım ithal ürünlerle başlamıştır. 1882 yılında Türkiye’de yaşayan Robenson adlı bir İngiliz'in şemsiye üretimine başlamasıyla ilk türk menşeili şemsiye piyasaya sürülmüştür. Bugün dünyada, değişik modelleri, boy ve renklerde bulunan şemsiyeler, değişik yay mekanizmaları aracılığıyla açılıp kapanan, manuel, yarı otomatik ve tam otomatik modeller piyasada bulunmaktadır Şemsiyenin Tarihi İlk şemsiye bundan dört bin yıl önce üretilmiştir. Mısır, Yunan, Asur ve Çinin antik sanatında şemsiyelerin bolca yer aldığını görülmektedir.Bu çeşitli şemsiyeler, güneşten korunmak amacıyla dizayn edilmişti.İlk sugeçirmeyen şemsiyeler yağmurdan korunmak amacıyla Çin’de kullanılmaya başlandı.Bu kağıt şemsiyeler yağmurlu havalarda su geçirmemesi için mumlanmış ve cilalanmıştı.      Şemsiye (umbrella) sözcüğü Latin kaynaklı bir sözcük olan gölge (umbra) den gelmektedir. 16. yüzyılda şemsiye kullanımı dünyada çok yaygınlaştı, özellikler Kuzey Avrupa’da yağmurlu havalarda vazgeçilmez bir ürün oldu.Şemsiye eskiden daha çok kadınlar için çok uygun bir aksesuardı. Sonra Farslı gezgin ve yazar Jonas Hanway (1712-86), İngiltere’de otuz yıl şemsiyeyi kullanarak erkekler arasında da yaygınlaşmasını sağladı. İngiliz centilmenler şemsiyelerinden “Hanway” diye söz ediyorlardı.      İlk şemsiye dükkanı 1830 da açılan “James ve Oğulları” idi.Halen Londra’da 53 New Oxford Street’de bulunmaktadır.    Yakın zamanlarda Avrupa’da şemsiyelerin yapımında ahşap veya dövülmüş kemik kullanılmış ve bu şemsiyeler yağlanmış çadır kumaşı veya alpaka kumaşı ile kaplanmışlardı.          Zanaatkarlar şemsiyeleri abanoz gibi sert, eğilmesi zor ağaçları kullanarak elleriyle imal ediyorlardı ve çabalarının karşılığında iyi para kazanıyorlardı. Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalılar tarafından yağmurdan değil yakıcı güneşten korumak için kullanılırdı. Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce'de şemsiye anlamındaki 'umbrella' kelimesi, Latince gölge anlamına gelen 'umbra' kelimesinden türemiştir. Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi. Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmasının nedeni şemsiyelerin yağlı kağıttan yapılmış olmasıydı.Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler şırıl sıklam ıslanıyorlardı. Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. İlerleyen zamanlarda daha kaliteli şemsiyeler üretildi ama siyah rengin su geçirmez olduğu kanısı değişmedi. Dönemimizde yazın sıcaktan korunmak için şemsiye kullanımı alışkanlığı kalmadı ama erkeklerin siyah şemsiye kullanma alışkanlığı halen kendini koruyor. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar Şemsiye güneş ve yağmurdan korunmak için üretilmiş ve tasarlanmış geçmişi olan bir aksesuardır. İlk olarak parasol adıyla kullanılan şemsiye daha sonra dilimize Arapça kökenliyle girmiştir. Parasol kelimesi  para-durdurmak  ve sol-güneş ışığı kelimelerinden gelmektedir. Şemsiye ilk olarak Mezepotamya coğrafyasında güneş ışınlarından korunmak amacıyla kullanılmıştır. Şemsiyeler daha sonra ticaret ve savaşlar vasıtasıyla Romalılar tarafından da kullanılmıştır. Yağmurdan korunmak amaçlı ilk olarak Çinliler tarafından kullanılan bu aksesuar reçina ile örtülerek yağmur geçirmez bir şekle getirilmiştir. Sonraki yıllarda Avrupa’da da çokça kullanılan şemsiye 1700′lü yıllarda Londra’da bir aksesuar haline gelmiştir. Şemsiye, binlerce yıl önce icat edildi. İlk şemsiye, güneşten korunmak için yapıldığı iddia edilmektedir.Şemsiyeler eski Asur, Çin, Mısır ve Yunanistan kadar 4000 yıl önce kullanılmıştır,Çinliler  yağmurdan korunmak için su geçirmez şemsiye, yağmur korunmak için kullanılan mum ve cila (boya türü) kulandı.Samuel Fox (1815 – 1887), bir İngiliz mucidi ve üreticisi 1852 yılında, (ahşap ya da balina kemiği, bundan önce kullanılan olmuştu), yaylık çelik telden şemsiye icat etti. Şemsiye terörü can almaya devam ediyor değerli.Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde sandıklardan çıkıp insanların elinde oyuncak olan şemsiyeler,şehir terörünün etkin bir silahı haline geldi. Dennis’in verdiği bilgiye göre, büyük bir değişim bizi bekliyor! 2010 yılının kış ayından itibaren, şemsiye kullanmak ehliyete tabi olacak. Şemsiye ehliyeti almamış olanlar yağmurdan ıslanacak ve buna kimse üzülmeyecek, kimse ehliyeti olmayana şemsiyesini kullanma izni vermeyecek. 2010 yılının mart ayında başlayacak olan şemsiye ehliyet kursları, üç aylık 2 kur şeklinde devam edecek ve kurslarda başarısız olanlar 2011’in kış aylarında şemsiyesiz yürümeye mecbur kalacak. Türkiyede yaşayan insanlar olarak yağmurun altında ıslanıp Gülben Ergen şarkıları dinlemelerine razı olmadığımdan,şemsiye gibi büyük buluşun nasıl bir şey olduğunu ve nasıl kullanılması gerektiğini öğreterek şemsiye sınavına hazırlanmanıza yardımcı olmayı bir görev biliyorum.

ŞEMSİYE NEDİR?

Şemsiyenin tarihi, 4.000 yıl öncesine dayanır. İlk dönemlerinde güneşten korunmak amacıyla kullanılan şemsiye, yağmur altında yeterince ıslanıp akıllanmaya başlayan Çin vatandaşları tarafından yağmurda da kullanılır hale gelmiştir.Çinliler ilk başlarda sadece güneşten korunmak için kullanılmıştır. Çinli şemsiye ustası Zaten ismi de oradan gelir. Latince gölge demek olan umbra’dan türeyerek, İngilizcede umbrella denir. İspanyolcada güneşi kesmek anlamında parasol derler. Türkçeye Arapçadan gelir şemsiye ismi. Arapçada güneş anlamına gelen şems sözcüğünü dişilik eki -iye ile şenlendirerek şemsiyye ismini kullanmaya başlamışlardır. İlk şemsiye kullanımını Mezopotamya’da görülmüştür. Her şeye anlam yükleyen Mısırlılar tarafından, şemsiyenin koruma özelliği olduğuna da inanılmış ve saygı gösterilmiştir. Şemsiye, 16. yüzyılın sonlarına kadar hep doğu ülkelerinde rağbet görmüştür.Doğulular güneşten, yağmurdan şemsiyeleri sayesinde korunurken Avrupalılar yağmurlarda ıslanmışlar. 1700’lü yıllarda yaşamış olan Faslı bilge ve yazar Janas Hanway (1712 – 1786) tarafından İngiltere’de ilk kez kullanılınca Avrupalılar şemsiye ile tanışıp, aksesuar olarak kullanmaya başlamışlardır. İngilizler şemsiye kullanmaya başlayınca çok mutlu olmuşlar, katladığı gazetesini paltosunun cebine koyan, şemsiyesini de kolunun altına alarak yürüyen,yuvarlak şapkalı tuhaf İngiliz tiplemeler türemiştir. İngilizler bununla da kalmamış, o zamana kadar basit malzemelerden üretilen şemsiyeyi geliştirip nitelikli bir hale sokmuşlardır. 4.000 yıllık aksesuarın fabrikasyon üretimini yapmaya da 19. yüzyılda James Smith adında zeki bir İngiliz başarmıştır. James Smith & oğulları adlı firma seri üretim şemsiye işine giren Mr. Smith bu sektörden ciddi paralar kazandı mı bilemiyoruz ancak bugünkü baston saplı şemsiyelerin ortaya çıkmasını, belli kelitede oturmasını sağlamıştır. 1852’de Samuel Fox adlı diğer bir İngiliz vatandaşı, yaylık çelik tel kullanarar oldukça uzun ömürlü şemsiyeler üretmiştir. Osmanlı imparatorluğu zamanında elde yapılan şemsiyeler kullanan, bilinen herhangi bir fabrikasyon üretime sahip olmayan Anadolu medeniyeti, yerli seri üretim şemsiye ile 1882 yılında, İstanbul’da yaşayan Robinson adlı bir İngiliz vatandaşının yatırımı neticesinde tanışmıştır Türkiye’de ilk şemsiye üretimine başlayan Robinson adlı ingiliz,tahminimce bu işten hatırı sayılır bir servet sahibi olmuştur. Seri üretim her zaman avantajlıdır,kısa sürede pazarda yer edinirsiniz. Günümüzde birçok modeli, şekli şemali olan şemsiye pazarı o kadar renklidir ki, bazısı Çin’den 1 liraya getirdiği şemsiyeyi, perakende olarak 5 liraya satar, bazısı da oturup el işlemeleriyle süslediği şemsiyeyi 5000 tl’ye satar. Şemsiye diye tanımlanan ürün kısaca böyle bir şeydir.Elinizdeki ürünün kıymatini bilin diye yazdım. Peki, tarihini artık öğrenmiş olduğumuz bu aksesuarı nasıl kullanacağız? Şemsiye Kullanma Kuralları Şemsiye,basit kullanıma sahip bir alet gibi görünse de,basite indirgendiği için insan yaşamını, örneğin göz sağlığını büyük ölçüde tehdit eden bir unsur haline gelebilmektedir. Çift kişilik şemsiye O halde kullanım kılavuzu hazırlayalım ki, yağmurlu havaların yayalar kör olmasın, 1. öncelikle, şemsiye bir savaş silahı değil,sizi yağmurdan koruması için kullanacağınız basit bir mekanizmadır. 2. sokakta kalabalık yerlerde kullanacağınız için,şemsiye kursuna gitmeden önce emekliliği gelmiş askerlerin gittiği “sivile adaptasyon kursu”na yazılın. Resmi adıyla, Psikolojik ve Sosyal Rehberlik Kursu. 3. birden başlayan yağmurlarda ara sokaktan görünen işportacıların sattığı ucuz naylon kumaşlı şemsiyeleri almayın.Birçoğu kısa süre içerisinde sizi yarı yolda bırakacaktır. (Tanesi 50 cente ithal ediliyor onlar, 5 lira verip de kâr ettiğinizi düşünmeyin.) yüksek kaliteli bir şemsiye alın, uzun yıllar kullanın. 4. Şemsiye, tek kişinin kullanımına uygun bir üründür. İki kişi tarafından kullanılması sorunlara yol açıyor. Ama 2 kişinin kullanması şartsa, şemsiyeyi uzun boylu olan taşısın. İkinci kullanıcı,şemsiye yi taşıyanın ne tarafındaysa, şemsiye taşıyan şemsiyeyi o eliyle taşısın.ana kullanıcı sağda, şemsiye sağ elde, 2.kullanıcı solda, şemsiye sol elde taşınmalıdır. Farklı şekilde kullanıp şemsiyenin altında eğilip bükülmeyin,çok komik durumda kalırsınız. Şemsiye nasıl taşınır? Bu şemsiye kalabalık ortamda taşınmaz sorun çıkartır. 1. Şemsiye, kılıfının içerisinde taşınır. Kola asılıp sağa sola sallanmaz. 2. Şemsiye kılıfı, mutlaka şemsiyenin sahibinin yanında bulunmalıdır.Yağmur durduğunda, silkelenme sonrasında suları akan şemsiye, kılıfına geri yerleştirilir. Şemsiye nasıl açılmalıdır? 1. Şemsiye yeğmurlu havada sokağa çıkmadan önce, çevredeki insanlara dikkat ederek açılarak, kapalı ortamda açılır. 2. Eğer yolda yürürken yağmura yakalanırsanız, bir kenara çekilip insanlarda uzaklaşarak, dikkatli bir şekilde açın şemsiyenizi.Kalabalık biryerde aniden şemsiyeyi açarsanız o şemsiyenin telleri insanların gözüne batabilir. Şemsiyenizi açtığınızda,normalde kapladığınız alanın en az 3 katını kaplarsınız. Bu hacim, şemsiyenin ölçüsüne göre değişir.Bu nedenle şemsiyeyle yürürken,3 misli daha dikkatli olun. Dikkatiniz, şemsiyenizin ölçüsüyle doğru orantılı olsun. 2. Aval aval çevrenize bakarak veya yere bakarak yürümeyin. Karşıdan gelenlerin veya yanından geçtiğiniz kişilerin bulunduğu yerlere dikkat edin. O kişilerin şemsiyenizin hava sahasına gireceğini gördüğünüz anda, şemsiyenizi o kişinin boyundan daha yüksek mesafeye yükseltin. 3. Eğer şemsiyenizi yükselttiğinizde bile yol veremeyecek kadar kısa boyluysanız, o zaman karşıdan gelen kişinin ters istikametine yatırın şemsiyenizi. 4. Karşıdan gelenin veya yanından geçtiğiniz kişinin ters tarafına yatırdığınız şemsiyeyi, diğer yanınızdaki yayanın gözüne sokmayın. Aradaki açıyı iyi ayarlayın.Trafikte makas atar gibi dikkat edin. 5. Eğer hava rüzgârlıysa, şemsiyenizi rüzgârın estiği yöne doğru yatırarak yürüyün. Eğer şemsiyenin iç kısmının rüzgârla dolmasına izin verirseniz, şemsiye ters dönecektir. Tabi şemsiyenizi eğme açısını, görüş açınıza engel olacak kadar abartmayın. Rüzgâr da olsa, fırtına da başlasa,şemsiyenizi görüş alanınızı kapatacak şekilde tutmayın. Karşıdan gelen rüzgârı, yağmuru kesmek için önünüze eğdiğiniz şemsiye, çevrenizdeki diğer insanlar için tehlikeli bir silah durumununa gelecektir. 6. Hava, şemsiyenize zaptedemeyeceğiniz kadar rüzgarlıysa şemsiye açmayın. 7. Şemsiyeniz rüzgârdan ters dönerse, hem yürüyüp hemde şemsiyenizi düzeltmeye uğraşmayın.İnsanlardan uzak bir köşede düzeltmeye çalışın. 8. Şemsiyeniz yırtılmış, kırılmışsa, yeni bir şemsiye satın alın. Yeni şemsiye alacak kadar paranız yoksa,yolda yürürken ok gibi dışarı çıkmış telleri yanınızda veya arkanızda değil, önünüzde tutun. Sağlam şemsiyeyle yürüdüğünüz ana göre 5 kat daha dikkatli olun. 1. Kapalı bir mekana girerken, şemsiyenizi mekana girmeden önce kapatın. İçeri girdikten sonra kapatarak sularınızı etrafa sıçratmayın. Şemsiyeyi dışarıda kapatıp biraz ıslanmanız, içerde kapatıp ortalığı ıslatmanızdan daha hayırlıdır. 2. Şemsiyeyi dışarıda kapatıp içeri girerken ıslanmamak için geri geri girmeye çalışmayın. Şemsiyeyi kapatın, birkaç kez sallayın, kapıyı kıçınızla değil, adam gibi, elinizle açın. İlk işiniz de şemsiyenizi kılıfına yerleştirmek olsun. 3. Şemsiye kılıfı basit bir kumaş parçası değil kullanışlı bir şemsiye aksesuarıdır. Şemsiyenizi kapattıktan sonra kalabalık bir yere girecekseniz (otobüs, sinema salonu, herhangi bir kalabalık yer) şemsiyenizi kılıfına yerleştirin.Islak şemsiyenizle çevrenizdekileri ıslatmayın. 4. Elbette kılıfa koyduğunuz şemsiyeyi tekrar tekrar sağlıklı bir şekilde kullanacaksanız, kılıfa yerleştirmeden önce birkaç kez sallayarak suyunu silkeleyin. Şemsiyeyi kılıfında kurutup çürütmemiş, milli servete zarar vermemiş olursunuz. 5. Şemsiye kılıfınız yanınızda değilse,şemsiyenizi diğer insanların eşyalarının da asılı olduğu vestiyerlere vermeyin. Başkalarının eşyalarını ıslatmayın. Şemsiye dersi bu kadar. 4.000 yıllık bir aksesuarı kullanmayı hâlâ öğrenemeyenler, CARICOM, AB, NATO, BM ve bilumum uluslar arası örgütün kriterleri uyarınca 2010 kışından itibaren sokaklara şemsiyeyle çıkamayacaklar. Yağmurlu günlerde evde oturup yağmurlar dinene kadar Singin’ in the Rain ve Les parapluies de Cherbourg izleyecekler. Catherine Deneuve hayranlıkla anılacak, arkasından şarkılar söylenecek. (Yazıyı yazarken iki film geldi aklıma, ikisi de müzikal. Şemsiyeyle bile romantikleşebiliyorum, bir acayip adam oldum son günlerde.) Ona göre davranın, yukarıda yazanları iyice inceleyip öğrenin. Şehirde yaşıyoruz, dağda olsak alırsın bir kepenek, şemsiyeye kullanmaya gerek kalmaz. Ama şehirdeysen toplu yaşamayı bileceksin. Sonra “benim oyumla şemsiye kullanma eğitimi almamış insanların oyu neden bir?” der, kızar sana Aysun Kayacı. Hatun kariyerinin sonuna doğru güzelleşmeye başladı, kızdırıp da kırışıklıklarının artmasına neden olma. 1885"te William C. Carter, şemsiyeyi geliştirdi. İlk şemsiyenin, 4000 yıl önce Mısır, Asya, Yunanistan ve Çin'de kullanılmış olduğunu tarihsel dokümanlar göstermektedir. Şemsiyenin patenti Carter tarafından alınmıştır. Artık şemsiyeyi açmak sizin için sorun teşkil etmeyecek! Uzun bir hava çubuğunuzun olması yeterli hem o su tutmaz da böylece şemsiye kurutma derdiniz de olmaz.Bu şemsiye hava gücüyle sizi ıslanmaktan koruyor.Şemsiyenin ölçüsünü kendiniz seçebiliyorsunuz. Mesela,3 kişiyseniz koruma alanını büyütebiliyorsunuz. Şu anda bir proje safhasında olan bu şemsiyeler umarız ki çok yakında piyasaya çıkar. Yağmurda yürümek isteyen insanlar için mevcut harika bir şemsiye var. Bu şemsiye sokakta sizi karanlıkta bırakmayacak. Şemsiyenin üzerindeki ışıklar sayesinde ortam aydınlanacak. Gayet ucuz ve bulunması kolay şemsiye yağmurda aşk tazelemek isteyen çiftler için çok uygun. SENZ şemsiyesi, görünüm ve kullanım açısından en özgün şemsiyelerden biri ve bu gerçekten çok iddialı bir açıklama çünkü bir şemsiye nasıl "muhteşem tasarlanmış" olabilir. SENZ'i diğerlerinden ayıran,saatte 100 km hızla esen rüzgâra direnebilen ve yağmur damlalarını sizden uzak tutan aerodinamik şekli. Ben şemsiyeyi kullandım ve bu şemsiyenin çok yağmurlu havalarda vazgeçilmez hale getiren diğer birkaç artısını keşfettim. Bu şemsiye sağlam ve hafif bir özelliğe sahip-bu benim bir şemsiyede aradığım en önemli şeylerdir. Şemsiyenin tutma yeri, plastik ve kauçuktan yapılma. Böyle olduğu için şemsiye elinizden kaymıyor, ki bu da bir şemsiyede aradığım önemli bir özellik. Şemsiyeyi açmak için aşağı doğru çekiyorsunuz. Evet mekanizma biraz farklı çalışıyor ancak bunun bir sebebi var. Çektiğiniz mekanizma, aynı zamanda şemsiyede sap görevi görüyor. Şemsiyeyi sabit tuttuğunuz müddetçe, şemsiye ters dönmeye çalışmayacaktır. İlk başta,şemsiyenin şekli biraz farklı görünüyor fakat bunun da yine bir sebebi var; bunu başkasının daha önce icat etmemiş olmasına gerçekten şaşırıyorum. Öne doğru çıkık aerodinamik şeklin gördüğü 2 fonksiyon var. İlk olarak sırtınıza yağmurun düşmesini engelliyor, bu statndard şemsiyelerde sıkça yaşanan bir durum.Bu şekil ayrıca çok rüzgârlı yüzeyin üstünde arkanıza doğru aktararak rüzgârı arkanıza veriyor. Bu şemsiye, sürtünme katsayısını o kadar az ki, şemsiye güçlü rüzgara dayanırlığı çok fazla. Normal şemsiyelerin 3-4 katı kadar pahalı fiyata sahip olan bu şemsiyeyi, eğer bulunduğunuz bölgeye yağmur çok sık düşüyorsa almalısınız. Ben bunu sadece test etmek ve güçlü rüzgârlara dayanıklılığını görmek için almıştım. Her iki konuda da şemsiyenin alternatiflerine göre nasıl sonuçlar gösterdiğini sizlerle paylaşmayı borç bildim. SENZ Şemsiyesi, 3 değişik ölçüye sahip. İncelemesini yaptığımız bu ölçü, şemsiyenin en büyük boyutuydu. Güneşten korunmak için icat edilmiş olsada ve günümüzde hala plajlarda kullanılıyor olsa da şemsiye denilince akla yağmur şemsiyesi geliyor.Bugün şıklığı tamamlamak için bir aksesuar niteliğinde de kullanılan şemsiyeyi yağmurda ilk açanlar ise Çinliler. Peki Türkiye'ye ne zaman kullanılmaya başlandı, dünyanın en iyi ve en pahalı şemsiyesi hangisi, nasıl şemsiye seçilir biliyor musunuz?Şemsiyeyi kim icat etti? Şemsiye bugün her ne kadar yağmurlu havalarda kullanılsa da aslında güneşten korunmak için yapıldı. Tarihinin bundan 4 bin yıl öncesine dayandığı sanılıyor. İlk şemsiye kullanımına yağmuru az, güneşi bol Mezopotamya'da kullanılmaya başlandı. Şemsiyenin kelime anlamı nedir? Şems, Arapça'da güneş demek. Şemsiye ise güneşlik. İngilizcede ise 'umbrella' kelimesi Latince'de gölge anlamındaki 'umbra' kelimesinden geliyor. Peki yağmura karşı ilk kez hangi ülkede kullanıldı? Çinliler_ Kağıttan yapılan şemsiyeler reçineleyerek su geçirmez yaptı ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanıldı. Faslı gezgin ve yazar Janas Hanway tarafından Londra'da kullanılan şemsiye 16'ncı yüzyılın sonlarına doğru Batı dünyasında yaygınlaştı. Türkiye şemsiye kullanmaya ne zaman başladı? Türkiye'deki şemsiye kullanımı ithalat yoluyla oldu. 1882 yılında İstanbul'da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz vatandaşı üretime başlamasıyla ilk yerli imalat şemsiyeler de kullanıma girdi. Çelik telli şemsiye ne zaman icat edildi? İngiltere'de Viktoria devrinde (Kraliçe Victoria'nın hüküm sürdüğü 1837-1901 yılları arası dönem) ahşap şemsiyenin hammaddesiysi. Ancak ahşap maliyeti yüksekti ve ıslandığında kırılıyordu. 1852'de esnek çelik tellere sahip şemsiyeler üretildi. Kaç değişik çeşit şemsiye var? Baston, katlanabilir, yay mekanizmasıyla açılıp kapanan, manuel, yarı ve tam otomotik ürünler var. Dünyanın en meşhur şemsiye markası hangisi? Fazlaca marka var ama bunlardan en eskisi ve meşhuru James Smith and oğulları. Yağmurun bol olduğu İngiltere'de, 1830'lardan bu yana şemsiye üretiyor. Londra Oxford caddesinde dünyanın ilk üretilen şemsiyelerin saplarında hayvan kemiği ve ahsap kullanılmaktaydı. İlk baston şemsiyeyi ürettiler.1. Dünya Savaşı yıllarında insanlar,baston şemsiyelerle kasıla kasıla yürürmüş. Şimdi ise yürümeye yardımcı olsun diye baston niteliğinde de kullanılıyor. Fiyat yaklaşık 200 tl’den başlamaktaydı. Şemsiyelerin bakımı nasıl yapılmalıdır; Şemsiyenin bakımını uzun yıldırdır şemsiye tamiri işleri yapan Selami Bey şöyle özetliyor: 'Şemsiyenizi kuruturken açık olması gerekiyor.böyle yapmadığınız takdirde mekanizma oksitlenir ve kapalı kurutursanız kumaşı çekme yapar.Açık bırakırsanız gergin olduğu için kumaş çekme gibi bir sorun olmaz. Diğer bir noktada şemsiyeyi çok rüzgarlı havada kullanmamanız gerektiğidir. Dünyanın en pahalı şemsiyesi hangisi? Billionaire Couture'un Londra'da açtıkları mağazalarında satışa sunulan şemsiye,timsah derisinden yapılmış. İtalyan markası Angelo Galasso tarafından tasarlanan şemsiyenin fiyatı küçük bie servet değerinde 50.000 amerikan doları yani 80 bin türk lirası. Kullanışlı bir şemsiye nasıl olmalıdır? Selami Bekgöz, şemsiyenin oturmuş markalardan seçilmesini savunuyor. İyi bir Marka seçildiği takdirde uzun yıllar kullanılabileceğini söyleyen Bekgöz 'Çin malı şemsiyeler de var ancak onların dayanıklılığı çok az' diyor. Bekgöz tel sayısı fazla şemsiyelerin daha dayanıklı olması gerektiğini söylüyor. Seung Hee çocuklarının tasarladığı normal gibi görünen bu şemsiye, aslında yağmurdan ıslanan şemsiyeleri kurutma derdinden kurtarıyor. Kapandığı zaman çanta şekline gelen bu şemsiye suyu geçirmediği için,şemsiyenizde biriken su yerlere akmayacaktır. Şemsiye kullanımının incelikleri: Şemsiyenizi kullandıktan sonra,ıslak olarak kapalı bırakmayınız.kullandıktan sonra açık durumda kurutunuz. Şemsiyenizi sert rüzgarda kullanmayın. Şemsiyenizi kırışmış vaziyette uzun süre bekletmeyin. Kılıfına sokulması, ürünün kullanım süresini uzatır ve görüntüsünü muhafaza eder.(şemsiyenizi ıslak olarak kılıfına koymayın.) Şemsiyenizi kapattığınızda sapı ve uçlarını tek elle tutun, kumaşı düzeltin ve şeritle bağlayın. Şemsiyeniz ile verilen kullanım talimatlarını mutlaka uygulayın. Tamir gerektiren haller: Telleri birbirine bağlayan perçinlerin atması. Kumaşın ipliklerinin atması Şemsiye aksam kısmında tellerin kırılması ve hasarlı olması durumunda. Tamir ile giderilemeyen haller: Şemsiye ıslak kalması durumunda oluşan oksitlenme Şemsiye kumaşının yanması,yırtılması veya kesilmesi Şemsiye konstrüksiyonunda çizilme ve ezilme, sapında kırılma ve ezilme Şemsiye açma düğmesinde hasar olması Şemsiyenin ucundaki parçamının kırılması Şemsiyenin orta borusunun yamulması şemsiyenin açılıp kapanması esnasında zorlanması ve kullanıcı tarafından oluşan deformasyonlar   Şemsiye modelleri Herkesle aynı ürünleri pazara sürmek,bu günkü ticaret hayatında karlı olmuyor.Bu durumda yenilik arayışları devreye giriyor ve haliylede de karlılık artıyor. Örnek olarak aşağıdaki resimde Samuray kılıcına benzetilerek yapılan bu yenilikçi ürün Amazon.com’da otuz Amerikan dolarına satılıyor. Japon kültüründen etkilenerek üretilen bu model www.snot.com.tr gibi bir sitede yer bularak tüm dünyadan talep görüyor Türkiyede şemsiye seçiminin büyük kısmı fiyat rekabetine dayalı.insanlar sadece yağmur yağdığında kullanacağız şeklinde düşünüyor. Basit ve maliyeti düşük şemsiyeleri seçiyorlar.sık sık yeniden şemsiye almak durumunda kalıyorlar. Şemsiye imalatı ile alakalı çok fazla araştırma yapmaktansa,şemsiye üreten firmalarla anlaşıp farklı bir şemsiye imal ettirmeniz ve konu ile ilgili iyi bir altyapı hazırlamanız.Ülkemizin güzelliklerinden faydalanarak farklı tasarımlar yapabilirsiniz.Ek olarak şemsiyenizi tasarımcılar ile tasarlarsanız bu size fayda kazandıracaktır. Satış kısmı; fiyatı ve karlılığı minimize etmeniz, bununla ilgili pazarda iyi 1 inceleme yapmanız tavsiye olunur. Şemsiye çeşitleri ve internet satışı, Şemsiye satış sürecinde iyi bir başlangıç için www.snot.com.tr  ile çalışmanız.Bu kolay bir iş. Hepsiburada.com ve diğer portallarla anlaşmanız için buralardaki iş yürüyüşüne riayet etmeniz ve görüşme sürecinde ürünü iyi tanıtmanız yeterli.Ek olarak 1 ürünlük bir ticaret siteside yararlı olacaktır. Bu yıl yağmurlu geçeceğinden doğru süreçte pazara girmiş olmalısınız.Tüm bu safhaları geçmeniz, kişisel yeteneğinize bağlı olacaktır.
İstiklal Konuşuyor Yağmura şemsiye Ve savaşa hayır Mültecilik bir haktır Yağmura şemsiye Ve savaşa hayır Yaşamak bir haktır Savaşta akan kana şemsiye Ve yağmura hayır Kan yağmayan bir dünyada Yaşamak hakkımızdır Shakespeare'in Şemsiyecisi Şemsiye yapmalıyım, Şemsiye yapmalıyım Hep şemsiye yapmalıyım, Hiç değilse korur seni Yağmurdan, rüzgardan filan Şemsiye yapmalıyım, Belki bakarsın uğurlu gelir, Yürürsün bile bir başkasıyla altında, Yağmur yağarken Kordon'da… 2002 İzmir (Shakespeare'e, yazdığı şiirleri götüren bir şemsiyecinin aldığı cevap üzerine: 'Siz şemsiye yapınız, şemsiye yapınız, hep şemsiye yapınız....') Şemsiye Sen anasın, anaların güzeli Topla bizi bir şemsiye altında Ne yağmur ıslatsın, ne kışın yeli Topla bizi bir şemsiye altında. Haydi çağır gelsin uzak olanlar Nefes alsın, cana gelsin solanlar. Bir daha gitmesin ayrı kalanlar Topla bizi bir şemsiye altında. Bu şemsiye sanki kartal kanadı Açıldı-kapandı kalpler kanadı. Bu iş sana düşer, bırak inadı Topla bizi bir şemsiye altına. Elinde tuttuğun pembe şemsiye Bir sıcaklık hissi verir herşeye, Sayatoğlu: Bahtimiz açılsın diye Topla bizi bir şemsiye altında. Aşık Yusuf Sayatoğlu 9 Eylül 2011, New Jersey Şemsiyeler Yağmurun ortasında iki şemsiye, iki şemsiye altında iki sevgili, iki sevgili içinde iki kalp, iki kalp içinde birer aşk. Yağmur muydu onları ayıran? İki şemsiye altında el ele tutuşmuş iki sevgili bedenler beraber ruhlar ayrı. Evet yağmurdu onları ayıran... Yağmurun ortasında bir şemsiye, bir şemsiye altında bir can, o canın içinde tek kalp, tek kalbin içinde iki aşk. Yağmur muydu onları birleştiren? Tek şemsiye altında eli eline değmemiş iki can. Bedenler ayrı, ruhlar bir. Evet yağmurdu onları birleştiren... Şemsiye Altında şemsiye altında yürüyorum denizli sokaklarını bir elimde makine ötekinde çantam arıkovanı cadde gelen giden kalabalık telaş var ıslanma korkusu da adımlar seri koşaradım şemsiye altında tıpır tıpır yağmur sesi ve kokusu değiyor gözlerin mahmurluğuna sırt çantası yüklü bir çocuk balıklı şemsiyesinin altında annesinin elinde apul apul yürüyor denizli sokaklarını şemsiye altında hava serince biraz esnaf kepenk açmada elemanlar dükkan önü süpürüyor yağmur coşkusu baskın gamzelerde mutluluk busesi gözler gülüyor umurunda değil kapısına kriz değil ölümde dayansa Şemsiye Sen anasın, anaların güzeli Topla bizi bir şemsiye altında Ne yağmur ıslatsın, ne kışın yeli Topla bizi bir şemsiye altında. Haydi çağır gelsin uzak olanlar Nefes alsın, cana gelsin solanlar. Bir daha gitmesin ayrı kalanlar Topla bizi bir şemsiye altında. Bu şemsiye sanki kartal kanadı Açıldı-kapandı kalpler kanadı. Bu iş sana düşer, bırak inadı Topla bizi bir şemsiye altına. Elinde tuttuğun pembe şemsiye Bir sıcaklık hissi verir herşeye, Sayatoğlu: Bahtimiz açılsın diye Topla bizi bir şemsiye altında. Aşık Yusuf Sayatoğlu 9 Eylül 2011, New Jersey   Şemsiyeler Yağmurun ortasında iki şemsiye, iki şemsiye altında iki sevgili, iki sevgili içinde iki kalp, iki kalp içinde birer aşk. Yağmur muydu onları ayıran? İki şemsiye altında el ele tutuşmuş iki sevgili bedenler beraber ruhlar ayrı. Evet yağmurdu onları ayıran... Yağmurun ortasında bir şemsiye, bir şemsiye altında bir can, o canın içinde tek kalp, tek kalbin içinde iki aşk. Yağmur muydu onları birleştiren? Tek şemsiye altında eli eline değmemiş iki can. Bedenler ayrı, ruhlar bir. Evet yağmurdu onları birleştiren... Şemsiye Altında şemsiye altında yürüyorum denizli sokaklarını bir elimde makine ötekinde çantam arıkovanı cadde gelen giden kalabalık telaş var ıslanma korkusu da adımlar seri koşaradım şemsiye altında tıpır tıpır yağmur sesi ve kokusu değiyor gözlerin mahmurluğuna sırt çantası yüklü bir çocuk balıklı şemsiyesinin altında annesinin elinde apul apul yürüyor denizli sokaklarını şemsiye altında hava serince biraz esnaf kepenk açmada elemanlar dükkan önü süpürüyor yağmur coşkusu baskın gamzelerde mutluluk busesi gözler gülüyor umurunda değil kapısına kriz değil ölümde dayansa 211008 denizli Şemsiye insanı yağmurdan mı korur, güneşten mi Aslında şemsiye ile ilgili şimdiye kadar yanlış fikirlerimiz oluşmuş, Güneşten koruma amacı taşısada ve bugün halen plajlarda kullanılıyor olsada şemsiye sözcüğü akla yağmuur getiriyor. Bugün yağmurdan korunmak için kullanılan şemsiyeyi ilk açanlar ise Çinliler... Peki Türkiye’de kullanım ne zaman başladı? dünyanın en iyi şemsiyesi hangisi, nasıl şemsiye seçmeliyiz. Şemsiyenin mucidi kim? Şemsiye belki günümüzde yağmurdan korunmak için kullanılıyor olsada gerçekte güneşten korunmak için icat olundu.Dörtbin sene önce kullanılmaya başlandı. İlk şemsiye Mezopotamya’da kullanıldı. Şemsiyenin kelime anlamı nedir? Şems, Arapça’da güneş demek. Şemsiye ise güneşlik. İngilizcede ise ‘umbrella’ kelimesi Latince’de gölge anlamındaki ‘umbra’ kelimesinden geliyor. Peki yağmura karşı ilk kez kim kullandı? Çinliler... Kağıttan yapılan şemsiyeler reçinelerek su geçirmez yapıldı ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanıldı. Faslı gezgin ve yazar Janas Hanway tarafından Londra’da kullanılan şemsiye 16’ncı yüzyılın sonlarına doğru Batı dünyasında yaygınlaştı. Türkiye şemsiyeyle ne zaman tanıştı? Türkiye’deki şemsiye kullanımı yurtdışından getirilmesiyle oldu. 1882 yılında İstanbul’da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz’in iamalata başladı. Çelik telli şemsiyenin üretimi; İngiltere’de Viktoria döneminde (Kraliçe Victoria-1837-1901 dönemi) ahşap şemsiyeler popülerdi.Ancak ahşap zor işleniyordu ve esnemiyorudu.ondokuzuncu yüzyılda esnek tellere sahip şemsiye üretildi. Kaç çeşit şemsiye var? Baston, katlanabilir, yay mekanizmasıyla açılıp kapanan, manuel, yarı ve tam otomatik şemsiyeler var. Dünyanın en ünlü şemsiye markası hangisi? çokca marka var ama bunlardan en meşhuru James Smith and çocukları. bol yağmura sahip İngiltere, 19.yüzyıldan beri erkek ve kadınlar için şemsiye üretiyor. Londra Oxford ceddesinde bulunan dünyanın ilk şemsiye mağazasında şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap kullanılıyor. Baston şemsiyeyi yapanlar onlar. Birinci Dünya Savaşı’nda askerler, baston şemsiyelerle kasıla kasıla yürürmüş. Şimdi ise yürümeye yardımcı olsun diye de kullanılıyor. Fiyatları ise seksenbeş paunddan başlıyor... Şemsiyenin bakımı nasıl yapılır? Şemsiyenin bakımının nasıl yapılması gerektiğini 20 yıldır şemsiye tamiri yapan Selami Bekgöz şöyle anlatıyor: ‘Şemsiyeyi kuruturken açık bırakın. Aksi takdirde telleri paslanır ve kapalıyken kumaşı çeker. Açık bırakırsanız gergin olduğu için kumaş çekme gibi bir sorun olmaz. Ayrıca şemsiyeyi çok rüzgarlı havada kullanmayın.’ Dünyanın en pahalı şemsiyesi hangisi? Billionaire Couture’un İngiltere’nin başkenti Londra’da açtıkları yeni mağazalarında satışa sunulan şemsiye timsah derisinden yapılmış. İtalyan markası Angelo Galasso tarafından tasarlanan şemsiyenin fiyatı neredeyse orta halli bir daire değerinde 50 bin dolar yani 75 bin YTL. Gezginci bir şemsiye tamircisi yol kenarında oturmuş işini yapıyordu.Tamirci işinin gereklerini yerine getiriyor ;tamir edilecek kısımları dikkatle ölçüyor,yama koyuyor telleri teker teker deneyerek güçlendiriyordu. Uzaktan takip eden gencin farkında bile değildi.Bir süre sonra genç yanına yaklaştı.ve hayranlık dolu ifadeyle: Genç:"işinizi çok iyi yapıyorsunuz."dedi Şemsiye tamircisi elindeki işi bırakmadan cevapladı: "Evet,ben her zaman işimi iyi yapmak için uğraşırım." Genç:"Müşterilerin,yaptığın işin iyi yada kötü olduğunu ancak sen gittikten sonra anlayabilecekler." Diye devam etti delikanlı. Şemsiye Tamircisi:" Evet ,haklısın." Genç:" Bu tarafa tekrar gelecek misiniz?" Şemsiye Tamircisi:"Hayır" Genç:"O halde bir şemsiye için neden bu kadar uğraşıyorsunuz?Halbuki ileride işini,çabucak halledip ileride yeni müşteriler bulabilirsiniz." Çok fazla konuşmayı sevmeyen şemsiye tamircisi,gence ders niteliğinde şu cevabı verdi: " Eğer ben işimi İyi yaparsam bundan sonra buradan geçecek tamircinin işi kolaylaşacak.Fakat kötü malzeme kullanır ve baştan savma iş çıkarırsam,halk bunu er yada geç anlayacak ve daha sonra buradan geçecek olan tamirciye iş vermeyecektir." Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın. Bir şemsiye ... VikiKaynak'ta William Shakespeare ile ilgili belge kayıtları Sevgili Okur,     Bir gün Aytül Akal dedi ki, "Ben bir kırmızı şemsiye buldum. Sen mi kaybettin?"     "Yok benim değil," diyecektim ki, anladım hemen. Çok sevdiğim arkadaşım bana bir oyun sunuyor yine. Ben kaybettim, o buldu; eğlendik öyküler, şiirler boyu. Oyunlar bitti derken, arkadaşım yenilerini hazırlamış meğer.      Söylemedi bu kez. Sürpriz, deyip güldü hep. Merak ettim kitabı kim resimledi? Sulu boya mıdır, parmak boya mı? Kalem mi kullandı, fırça mı?      Sen biliyor musun, boyu uzun mu, kısa mıdır şemsiyemi bulanın? Saçı yeşil mi, sarı mıdır o kahramanın? İzi var mıdır kitapta düşlerimdeki dünyanın?     "Ressam?" diye sordum, "Ressamlar" dedi.      Kimdir, nerededir, ne yaparlar... Aradım, taradım, düşündüm, taşındım, kaşındım, bulamadım oyunlarını. Hepsini benden sakladılar. Yoksa şiirlerimi resimsiz mi bıraktılar? Sorularla doldum, merakta kaldım. kaç sayfadır kitap? Kalın mıdır, ince mi? Büyük boy muküçük mü?      Yanıtlıyorum işte dedi arkadaşım sonunda: "İki yazar, iki ressam... Hem şiir, hem öykü... Hem düz yazı, hem el yazısı... Hem resim, hem çizgiroman... Hem şaşırtıcı, hem eğlenceli..."      Aklım karıştı iyice. Benden önce görürsen kitabı, merak ediyorum paylaşacaklarını. Söylenenler doğru mu, gerçekten içinde onlarca sürpriz mi saklı? İlk okuyan verebilir mi bana buı soruların yanıtını?                                                                                            Açıklama Sihirbaz Kırmızı, kırmızı şemsiyesini aramaktadır. Bu arayış şiirlerle ifade edilirken, kırmızı şemsiyeli adam da bulduğu kırmızı şemsiyenin sahibini aramaktadır. Kırmızı şemsiyeli adamın macerası öykülerle ifade ediliyor. Bir bakıyorsunuz çizgi roman sayfalarıyla karşılaşıyorsunuz. Sayfayı çevirince el yazısıyla karşılaşıyorsunuz. İki farklı macera, iki farklı tarzda, iki ressamın çizgileri ve iki yazarın kaleminden… Japon ŞEMSİYESİ (Diğer adı: Şemsiye bitkisi) Papirüsgiller ailesindendir.vatanı Afrika anakarasının tropikal bölgeleri olan Cyperus cinsi bitkilerin ikibinbeşyüzü aşkın çeşidi bulunur.Biz, bunlardan C.alternifolius türünü alıyor ve kısaca Japon şemsiyesi diye isimlendiriyoruz.bir m'ye kadar boyu olan Japon şemsiyesi çok yıllıktır, ince uzun duyarlı saplarının ucunda şeritler halinde ve şemsiye fromunda yuvarlak şekilde çevresine uzanan yaprakları mevcuttur.Bu yaprakların merkezinde, Japon şemsiyesinin yaz süresince açan sarı yeşil renkli küçük ve narin çiçekleri mevcuttur.Bitkinin duyarlı sapları kırılgan olduğundan özenli bir korunma ister.Bahçe bitkisi kapsamında olan Japon şemsiyeleri, havuz kenarları ya da kendilerine ayrılan özel mekanlarda çok güzel durur, ayrıca bahçelerde saksı içinde de yetiştirilir. yağmurlu, dolayısıyla şemsiyeli günler geldi. Eskiden olsa herkese tek bir şemsiye yeterdi. Ama şimdi tam bir aksesuvar halinde. O kadar çok renk ve model var ki, sabah evden çıkarken kıyafete göre şemsiye seçmek mümkün. Zaten pek çok giyim ve aksesuvar markası da koleksiyonlarının genel havasına uygun şemsiyeler çıkarıyor her sene. Klasiklerin yanı sıra canlı renklerin de kullanıldığı kadın şemsiyelerinde pembe, mavi, sarı, beyaz ve kırmızı egemenliği gözleniyor bu yıl. Erkek şemsiyelerinde siyah, lacivert ve gri tonları vazgeçilmezler arasındaki yerini koruyor. Renk sevenlere Renklilikten hoşlananlar, diğer giyim eşyalarında olduğu gibi şemsiye almak için de Benetton’a uğrayabilir. Çanta tipi, katlanabilir, otomatik ve baston tipi şemsiyeler bulunuyor. Sarı, mavi, yeşil, pembe ve kırmızı renklerden oluşan Benetton’un çanta tipi şemsiyeleri 39.95 YTL. Kutulu ve baston tipi şemsiyeler 49.95 YTL. En çok üzerinde Benetton logo baskısı bulunan şemsiyeler satılıyor. Fiyatı 39.95 YTL. Makyajçantanıza sığdırın Claire’s’in kadın şemsiyelerinde klasiklerin yanı sıra canlı renkler göze çarparken; erkek şemsiyelerinde koyu renkler ön plana çıkıyor. Puantiye, yıldız, kuru kafa desenleri, kedi simgeleri, rock sembolleri, çizgi film karamanlarının süslediği şemsiyeler en çok tutulanlar. Büyük boy şemsiyelerin yanı sıra katlanan ve makyaj çantanıza sığacak kadar küçülebilen şemsiye bulmanız mümkün. Fiyatı 29.50 YTL. Romantiklerekalp desenli Accessorize kadın şemsiyelerinde, düz ve çizgililerin yanı sıra değişik modeller de göze çarpıyor. Gökkuşağı desenli, kahve üzerine çiçek, siyah üzerine yıldız ve kalp desenleri olan modeller dikat çekiyor. Siyah ve kahve haricindeki şemsiyelerin tutma yerleri pembe. Accessorize’da katlanabilir ve çantaya sığabilecek boyutta şemsiyeler var. Fiyatları 35-48 YTL arasında değişiyor. Her kıyafetle kullanın Lacoste’ta küçük boy, Burberry’de elde taşınan desenli ve elegan şemsiyeler bu sene çok satılıyor. Erkekler genellikle düz ve siyah renkli, kadınlar her kıyafetleriyle kullanabileceği renk ve desenlerdeki modelleri tercih ediyor. Fiyatları 36 YTL. Beşe katlanan fırfırlılar Eminönü Sultanhamam Caddesi’nde bulunan Robenson’da klasik renklerin yanı sıra, ekose, puanlı, şal ya da kilim desenli modeller, kadın şemsiyelerinde öne çıkıyor. Kadınlar en çok kenarları fırfırlı, beşe katlanan, kalpli ve puanlı şemsiyeyi tercih ediyor. Kırmızı ve bordo renkleri ön planda. Fiyatlar 29.50-89 YTL arasında. Robenson’un erkek şemsiyelerinde ise fiyat 29 YTL’den başlıyor, 75 YTL’ye kadar çıkıyor. Daha çok takım elbise için düşünüldüğü anlaşılan Robenson’un erkek şemsiyelerinde füme ve gri gibi renk seçenekleri var. Film yıldızları ve çizgi film kahramanları var Tommy Hilfiger’da en çok markanın ana renkleri olan kırmızı, lacivert ve "TH" amblemli şemsiye tercih ediliyor. Ekoseli, çiçekli, geometrik desenli, film yıldızlarının ve çizgi film kahramanlarının yüzlerinin olduğu şemsiyeler de bulunuyor. Katlanabilir, ayarlanabilir şemsiyeleri el veya makyaj çantanızda taşıyabilirsiniz. Katlanabilir şemsiyeler 69 YTL, normal boy 99 YTL. Beş farklı seçenek Mango şemsiye koleksiyonunda siyah üzerine beyaz, yeşil üzerine beyaz, pembe puantiyeli modeller bulunuyor. En çok siyah üzerine beyaz tercih ediliyor. Çantaya sığabilen bu şemsiyeler 5 farklı modelden oluşuyor. Fiyatlar 22.90-26.90 YTL arasında değişiyor.